PAYLAŞ

18 Mart 1915’te kazanılan müthiş zaferin anma ve kutlama programlarında konuşmacı öğretmenlerin ya da öğrencilerin okumasına uygun konuşma metni…

Konuşma metnini word dosyası olarak aşağıdaki linkten indirebilirsiniz…

KONUŞMA METNİ:

Sayın Müdürüm, Değerli öğretmenlerim ve Sevgili öğrenciler,
Tarih boyunca hiçbir millete nasip olmayan ve yüce Türk milletinin kahraman evlatlarınca verilen bir büyük mücadelenin adıdır Çanakkale… Şairin ifadesiyle, Bedrin aslanlarının kükrediği ateşten bir imtihandır Çanakkale… Kınalı kuzuların gül bahçesine girercesine şahadete atıldığı bir yerdir Çanakkale…

Çanakkale, öyle bir mücadeledir ki, asırlardır yorgun düşmüş bir milletin, varlığını, bağımsızlığını devam ettirme savaşıdır… Osmanlı Devleti in yıkılış sürecinde olan bu savaş I. Dünya Savaşının da önemli bir cephesini oluşturmaktadır. Bir tarafta yıllardır süren savaşların etkisiyle yorgun ve yılgın, silahları eski ve yetersiz durumda olan Osmanlı ordusu varken; diğer yanda güçlü sanayi ve teknoloji ile beslenen benzeri görülmemiş bir gücün timsali olan ve kolay zaferler peşinde koşan düşman kuvvetleri vardı. Bu sebeple zamanın en güçlü deniz filosu oluşturulmuştu. Çanakkale, denizden geçilecek ve imparatorluğun tüm direnme gücü kırılıp ülke parçalanarak müşterek hedefe ulaşılacaktı. Asırlardır hükmettiği toprakları tek tek elden çıkaran, yorgun düşmüş Osmanlı İmparatorluğu un o zamanki hali düşman kuvvetlerine zaferi yakın göstermekteydi. Çanakkale sırtlarında savaş başladığında düşman güçlerinde en modern kara ve deniz silahlarıyla 506 top namlusu mevcutken; bizim birliklerimizde sadece 72 top bulunmaktaydı. 506 güçlü toptan atılan korkunç mermiler boğazın iki yakasını toz duman içerisinde bırakmıştı. Milli şairimiz bu anı ne güzel tasvir eder:

Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,
O ne müthiş tipidir savrulur enkaz-ı beşer.

Çanakkale Zaferi de ilk taarruzu gerçekleştiren Nusret mayın gemisidir. Elde kalan son 26 mayınla 8-9 Mart gecesi ustalıkla yapılan bir planlamayla düşmanın kontrolü altındaki karanlık limanda gerçekleştirdiği mayın dökme harekâtı ile 24 saat içinde Marmara’da olacağı planlanan bir filoyu mağlup ve perişan ederek geri püskürtmüştür. Çanakkale Boğazı ı denizden geçemeyeceğini anlayan düşmanın karadaki harekâtı da başarısız olmuş ve kahraman Türk askeri düşman güçlerine “ÇANAKKALE GEÇİLMEZ” dedirtmiştir.

Böyle bir başarı sadece işgalcilerin güç ve gururunu değil, milletimizin makûs talihini de yenmiştir. Bu çetin mücadelede düşman güçlerinin dikkate almadıkları bir nokta vardı. O da sadece silahlar değil, onu kullanan insan ve iman gücüyle beslenen inançtı. İşte Edremitli Seyit de 270 kiloluk top mermilerini namluya sürerek adını tarihe yazdıranlardan olmuştur. Bu güç başka neyle açıklanabilir ki?… Bu inançtır ki esaret zincirini boynuna takmamış, bağımsızlığı namus ve şeref addetmiş bir ulusun istiklal ve onurunu kurtarmıştır. Türkün ateşten gömlek giydiği bu var olma mücadelesinde yüce Türk milleti topuyla, tüfeğiyle, kanıyla bayraklaştırmak istediği bağımsızlığı, karşısındaki muazzam güce rağmen, yılmadan ve fedakârca kazanmıştır.

Çanakkale Zaferi zor şartlar altında binlerce şehit verilerek kazanılmış mukaddes bir zafer olarak tarihteki yerini almıştır. Bizlere böyle bir zaferin gururunu yaşatan şehit ve gazilerimizi şükranla anıyorum. Şehitlerimizin ruhları şad olsun. Sözlerimi onlara verilecek en güzel hediyeyi veciz bir şekilde dile getiren milli şairimizin şu iki dizesi ile noktalamak istiyorum:

Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber;
Sana kucağını açmış duruyor peygamber…

[button color="blue" size="large" type="3d" target="blank" link="https://drive.google.com/open?id=0B_HuY3wWVuJGZ2U3cTRmdWhaXzQ"]TIKLA İNDİR[/button]