PAYLAŞ

İnternet’te dolaşırken matematik öğrenme konusu hakkında güzel bir makaleye rastladım .Matematikten gıcık kapanlar ya da öğrenemiyorum diyenlerin en az 1 defa okumasında fayda olduğunu düşünüyorum ;)
Kimyada ‘eşik enerjisi’ diye bir tabir (terim,olgu) vardır. Bir kimyasal tepkimenin başlayabilmesi yada gerçekleşmesi için gerekli minimum enerji miktarı diyebiliriz. Bu enerjiye ulaştıktan sonra tepkime başlar ve devamı gelir.
Fizikte ‘yüzey gerilimi’ diye adlandırılan benim hoşuma giden bir konu var.Kabaca; sıvıların yüzeylerindeki moleküllerin birbirini sıkı sıkıya tutması diyebiliriz.Yüzey gerilimi sayesinde bir iğnenin suyun yüzeyinde yüzmesini sağlayabiliriz, halbuki iğnenin öz kütlesi daha büyüktür.Hani bir bardağa ağzına kadar su koyarız, bazen öyle olur ki su seviyesi bardağın seviyesinin birkaç milim üstüne çıktığı halde su dökülmez ve eğri,tombul bir yüzey oluşturur.İşte bunun sebebi suyun yüzey gerilimidir. Moleküller birbirini tutar ve su dökülmez, tıpkı iğneyi tuttukları gibi. Benim hoşuma giden birkaç damla daha su ilave ettikten sonra aniden suyun dayanamayıp kendini bırakarak bardaktan dökülmesidir. Dökülen miktar hepimiz görmüşüzdür; son ilave ettiğimiz damla miktarından daha fazladır.

Bir öğrencinin matematik dersinden gerçek manada başarılı olabilmesi için belli bir eşik enerjisine ulaşması gerekir.Eğer bunu yapabilirse o noktadan sonra ne özel ders,kurs ne de herhangi bir ekstra yardıma gereksinim duyar.Belki bazen ufak tefek, küçük ayrıntılardır takıldığı noktalar. Çok berbat anlatılmamak üzere anlatılan her şeyi rahatça anlar.Kendine güveni tamdır ve çok rahattır.Artık taşmıştır, bardak alması gerekeni almıştır,şifre çözülmüş,resmin tamamı görünmüş, parçalar yerine yerleşmemiş olsa bile yapboz’un tamamı zihinde canlanmıştır.Artık sistemin nasıl işlediği açıktır. Geriye kalan tek şey çalışma azmini ve gayretini kaybetmeyip devamını getirebilmektir. Çünkü işin zor tarafı halledilmiştir.Önemli olan resmin tamamını görebilmektir.

Öğrencinin bu bahsettiğim noktaya gelebilmesi için matematik öğretmeninin yapması gereken şey; meşhur ata sözünde söylendiği gibi balık vermekten çok balık tutmayı öğretmektir.Ve öğrencinin yapması gereken de gerekli bilgi ve pratiği kazandıktan sonra bazı şeyleri kendi başına halletmeye çalışmaktır.

Bir matematik konusunu öğrenmek istiyorsanız önce kısa süreli konuya bakarsınız, sonra soru çözmeye başlarsınız.Eğer yeni bir soru çözerken soruyu çözemediğiniz takdirde;
-Defterin sayfalarını karıştırmaktan.
-Kitabın çözümlü örneklerine göz atmaktan.
-Sorunun aynısını bir yerden bulmaya çalışmaktan.
-Soruyu arkadaşınız yada hocanıza götürmekten, önce yapacağınız ilk iş düşünmek… düşünmek …düşünmek olmalıdır.Zekanızın yardımı ile sizin çözdüğünüz bir soru, hem sizin için daha yararlı hemde daha büyük bir zevktir.

Bilgiye ulaşmanın çok hızlı olduğu dünyamızda hafızamızı çok fazla zorlamaya gerek duymuyoruz. Aklımıza takılan birçok şeye internet sayesinde ulaşmak sadece saniyeler alıyor. Beynimizi birçok bilgi ile doldurmaktan vazgeçsek bile unutulmamalıdır ki bilgiyi işleyecek zekaya hepimizin ihtiyacı var. Eğer ailenizden,öğretmenlerinizden,kitaplardan öğrendiğiniz şeyleri sorgulamıyorsanız,üzerinde düşünmüyorsanız siz beyninizi sadece depolama alanı olarak kullanıyorsunuz demektir. Bir bilgisayarın işlemcisi kötü ise harddiskinin kaç gigabyte bilgi depoladığının önemi yoktur.
Bilgiyi sorgulamak demek; itiraz etmek,karşı çıkmak,muhalefet etmek değildir.Bilgiyi sorgulamak bilginin üzerine düşünmek,anlamlar çıkarmak,yeni sonuçlar elde etmek, doğru yada yanlışlığı hakkında şüpheci hareket etmektir. Tahtadaki matematik öğretmenine; bu nerden geldi,şurası niye böyle oldu,bu formül nereden çıktı? diye soran bir öğrenciye başlangıç aşamasında saygı duysam da eğer bu pozitif tutumu bir süre sonra sorduğu sorulara kendisinin cevap aramasına ve bulmasına dönüşmediyse, bu öğrenci aklına takılan her şeyi tüm lise yaşamında hocasından beklemeye devam ettiyse; eşik enerjisine hiçbir zaman ulaşamaz. Tabi ki insan hiç bilmediği bir konuda çıkarım yapamaz ve birçok sorunun cevabını bulamaz. Yeni öğrenilen her konuda sorular sormalı,bilginizi pekiştirmelisiniz. Fakat bunu adet edinmişseniz,her zaman hazıra alışırsanız, hayatınız boyunca birilerine muhtaç yaşarsınız.

Matematik dersinin en önemli amacı zekayı geliştirmektir. Eğer siz size öğretilenden daha ileriye gitme konusunda ufacık bir gayret göstermezseniz, tabi ki sizin için matematik boş,saçma ve zaman kaybından başka bir şey değildir.

Eğer siz başkalarının anlattıklarından,düşüncelerinden,yaşantılarından sonuçlar çıkarmayıp, öğretilen her şeyi körü körüne kabullenirseniz.Başkalarının fikirlerinin sözcüsü olmaktan ileri gidemezsiniz.Kulaklarınızı hiçbir şeye tıkamayın, birisi çıkıp 2+2=5 diyorsa gülüp geçmeyin ciddiye almamazlık etmeyin,dinleyin, empati kurun. Benim bildiğim doğru,diğerleri yanılıyor düşüncesiyle yatıp kalkan biri, karşıdakinin görüşünü anlamaya çalışmaktan çok kendi düşüncesine saplanıp kalmış biri, kaybetmeye mahkumdur.
Bu ülkenin gerçekten düşünen ,sorgulayan,üreten beyinlere ve bir o kadar da iyi niyetli kalplere ihtiyacı var.

 

kaynak: http://zcn.blogcu.com/matematigi-nasil-sevebilirim/9933086